İçinizden kime dua kapısı açılmışsa, ona rahmet kapıları açılmış demektir. Hadis-i Şerif ( Tirmizî )

27 Ocak 2014 Pazartesi

Yüzü simsiyahtı. Ama kendisi boyamamıştı ki!


Yüzü simsiyahtı. Ama kendisi boyamamıştı ki!
Kaldı ki, kalbi bembeyazdı.
Buna rağmen onu basite alanlar vardı.
Dedi ki:
– Ya Resûlallah, yüzümün siyahlığı cennete girmeme mani midir?
– Asla!
...– O halde beni niçin insanlar hor görüyorlar, kimse bana niçin kızını vermiyor?
– Amir bin Veheb’in evine git ve “Resûlullah selamı var, kerimeni bana nikahlamanı emretti” de.
Siyah yüzlü genç hemen adrestedir. Kızın yanında babaya selamı aynen tebliğ eder ve teklifi de açıkça anlatır.
Baba kızgın, hemen reddeder. Ancak, teklifi dinleyen kızcağız babasını ikaz eder:
– Babacığım, vahiy gelir de sonra seni mahcup eder. Ne biliyorsun bu olayı Rabbimin emretmediğini? Efendimiz (sav)’in o emri tebliğ buyurmadığını? Hemen git, Resûlullah’tan özür dile ve beni o gence nikâhla. Resûlullah’ın uygun bulduğunu ben de uygun bulurum.
kızının ikazıyla mescide koşan baba özür diler:

21 Ocak 2014 Salı

Küçücük bir hücrede, tek başına Ali Şeriatî oturmuş. Balmumundan heykel şeklinde yapmışlar. Öylece oturup düşünüyor hücresinde.

İnanılmaz bir şey bu... Ali Şeriatî işte karşımda, orada oturuyor, üstü başı yırtılmış, vücûdunda işkence izleriyle öylece oturmuş düşünüyor. Ali Şeriatî hemen karşımda, demir parmaklıklar ardında oturuyor ve ben karşısına geçmiş, O’na bakıyorum.

Öylesine gerçekçi yapmışlar ki herşeyi, sanki heykel değil gerçek, sanki biraz daha bakarsam başını kaldıracak Ali Şeriatî, başını kaldırıp bana bakacak.

Ve “Çıkar beni burdan, İbrahim” diyecek.

“Çıkar beni burdan”...


ALINTIDIR...

[İbrahim SEDİYANİ || (Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 50)]

2 Ocak 2014 Perşembe

“Kudüs işgal altındayken, ben nasıl gülebilirim ki?''

-Selahaddin Eyyübi

Haçlılar Kudüs’ü istilâ etmişlerdi... Pek çok Müslümanı kadın, çocuk ve ihtiyar demeden kılıçtan geçirdiler. Bu arada Mescid-i Aksa’yı yağmalayıp, tepelerine haçlar diktiler. İçerisine heykeller koyarak kiliseye çevirdiler. Sultan Selâhaddin
“Kudüs işgal altındayken, ben nasıl gülebilirim ki?..” diyerek günlerce mahzun olarak yaşadı... Bu büyük mücahit komutan 1187 (H.583) senesinde Kudüs’ü Haçlılardan kurtarıp Mescid-i Aksa’dan haçları ve putları kaldırttı. Eski hâline getirip yeni bir mihrâb yaptırdı. Kudüs halkına çok iyi davrandı. Vergileri indirdiği gibi, Haçlıların kilise hâline çevirdikleri câmileri eski durumlarına getirdi...

Selahaddin Eyyubi’nin ilme ve sanata karşı çok büyük bir sevgisi vardı. Önceleri bir hükümdar olmayı değil de, bir ilim adamı olmayı düşünmüştü. Alçak gönüllü, iyilik ve yardımsever, dürüst ve mert bir Müslümandı. Kısa zamanda kurduğu muazzam devlete ve zaferlere rağmen aslâ gurura kapılmadı.

“Ben, Allah yolunun bir hizmetçisiyim” diyerek güzel bir ömür sürdü...

Vefat edeceğini anlayınca...
Hastalığı ağırlaşıp vefat edeceğini anlayınca, adamlarına kefenini vererek, bir mızrağın ucuna geçirmesini ve sokaklarda dolaştırarak şöyle bağırmalarını emretti:

“Ey ahali!.. Şarkın hakimi Sultan Selahaddin ölmek üzeredir ve ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir.”

Sızıntı Dergisi Sayı:281